
Gazze’deki saldırılardan nasıl etkilendiniz?
İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşının ilk günden itibaren özellikle hamile kadınlara kötü etkisi oldu. Özellikle, ordunun tüm semtlere yönelik yoğun hava bombardımanı herkesi çok kötü etkiledi.
Belgelenen fosfor saldırılarından biri de sizin bulunduğunuz semte yapıldı. O sırada neredeydiniz?
Ben Gazze’nin kuzeyindeki Nasır semtindeydim. Benim yaşadığım semt, savaş uçakları tarafından ağır hava saldırısı ve fosfor bombası bombardımanına maruz kaldı. Fosfor bombası kaynaklı duman ve gazlar hamile kadınların karnındaki bebeklerine ve yaşlılara çok zararlıdır.
Bombardımanlar sırasında bir gazeteci olarak yaşadığınız en büyük zorluk neydi?
Gazze şehir merkezinde evden iş yerine geçmek çok zordu, çünkü İsrail savaş uçakları durmadan cadde ve sokaklara saldırı yapıyordu ve tüm ana yolları bombalıyordu.
Peki güney bölgesine geçtikten sonra nasıl sıkıntılar yaşadınız?
Gazze’den güneydeki bölgeye göç ettikten sonra çok zorluklar yaşadık. Burada internet yok, elektrikler kesik ve ulaşım yok. Haberimi önce not kâğıtlarına yazıyor, telefonla resmini çekiyor, daha sonra da merkeze gönderiyordum. Yani 20 yıl önceki ilkel yöntemlerle iş yaptık.
Haber yapmak ya da çekim için çok uzun mesafeleri yaya gidiyordum. Karnımdaki bebeğimin de durumu iyi değildi.
Bir gazeteci, ama özellikle hamile bir hanım olarak göreve nasıl devam edebildiniz?
Her an İsrail’in saldırılarına maruz kalabiliyoruz. Her an sağlık sorunu yaşayabilirim. Zaman zaman başım dönüyordu ve kendime gelmek için en az yarım saat kaldırımda oturup dinleniyordum.
Bu süreçte aileniz ne yaptı?
Ailem; babam, kardeşlerim ve annem her biri bir tarafta kaldı. Ailem göçün ardından Gazze’de başka bir kente geçmek zorunda kaldı. Kardeşim de Gazze’nin başka bir bölgesinde. Bense güneydeki Refah kentine geçtim.
Bu hâlde görevinizi yapmanıza eşiniz nasıl yaklaştı?
Eşim bana hep destek oldu ve hep teşvik etti. Üzerime titrediği için bana hep refakat ediyordu haber takibi sırasında. Olası bir İsrail saldırısında başıma bir şey gelirse yanımda olmak için yollarda yanımdaydı.

Gazze’de gazeteci olmak…
Gazetecilik işi bu ortamda çok zor. İnsanların kaybedilmesi, binaların yıkılması ve evlerin yerle bir edilmesinin şokunu atlatamadık. Gazetecilerin de hedef alınması bizi hüzünlendiriyor ve endişelendiriyor. Ancak bu endişe bizi işimizi yapmaktan da alıkoyamadı.
Enerjilerini güneş panelleriyle sağlayan bazı ev ve iş yeri sahipleri, kendileri ve aileleri adına hava saldırılarının hedefi olma korkusu taşıdıkları için bize elektrik hizmeti vermeyi reddettiler mesela.
İsrail, gazetecileri hedef almanın yanı sıra Filistin toplumunun basın kesimine karşı bilincini de kısırlaştırmak ya da tamamen yok etmek istiyor.
Savaşın başladığı günden bu yana işimizde hiçbir engel tanımadık. Sadece ağır şartlar, elektrik ve internet kopuklukları nedeniyle duraklamalar yaşadık zaman zaman.
Gazeteciler olarak özellikle hedef alınmanın üstünüzde ne gibi bir etkisi oldu?
İsrail’in saldırıları, vahşeti ve Gazze’deki insani dram bizi işimize daha da kenetledi ve bizi gerçek gazeteciler yaptı.
Gazze’ye dönme konusunda neler dersiniz?
Gazze’ye ve doğup büyüdüğümüz topraklara geri dönmek herkesin hayali ama nereye geri döneceğiz... Ne hastane kaldı ne de altyapı…
Her şeye rağmen Gazzeliler yerle bir edilen evlerinin enkazı üzerinde çadırlar kurarak hayata yeniden başlamak istiyor. Her şeye rağmen hayata tutunmak isteyenler var.




