
Mahmud Besim Mahmud Ahmed
“İsrail ordusu esirleri yüzüstü yatırıp üzerlerine köpekleri çıkarıyor, sonra da elektrik veriyordu. Sabah 04:00’ten 24:00’e kadar ellerin başının üzerinde bağlı durmak zorundaydın. Sağa ya da sola döndüğünde köpekleri üzerine salıyorlardı. Günde iki parça ekmek getiriyorlardı. Ekmekleri yedikten sonra 24 saat karnının üzerine yatmak zorundaydın. Ekmekleri yemezsen veya açlık grevi yapmaya kalkışırsan dışkı yediriyorlardı.
İsrail askerleri ‘direnişçilerle bağlantılı’ olduğunu düşündüğü bazı esirleri bulundukları binanın 12’nci katına işkence etmeye çıkarıyor, buradan zemin kata kadar işkence ederek geri indiriyordu. Orada yaklaşık iki aylık süre zarfında yaşadıklarımız ve gördüklerimiz bize 12 yıl gibi geldi.”
Said Ebu Vatfe
“İsrail askerleri sınır kapısında Filistinli bir grup genci dört saat boyunca duvara bağlı şekilde alıkoydu. Onların kıyafetlerini çıkararak hassas bölgelerine elektrik verdiler, dişlerini kırdılar, sonrasında ilaç bile vermediler.
Ben de Kerm Ebu Salim Sınır Kapısı’nda alıkonuldum. Bu süre boyunca türlü psikolojik ve fiziksel işkenceye maruz kaldım. Gece tuvalete gitme ihtiyacı olunca ‘havla’ diyorlardı. Yani tuvalete gitmek için havlamamız gerekiyordu. Havlamam için beni zorluyorlardı. Aynı şekilde hükümetime, aile yakınlarıma, bacıma ve eşime sövmem için zorluyorlardı. Havlamazsan veya yakınlarına sövmezsen tuvalete gidemiyordun.”
Muîn Muhammed Abdüssâtir Muhammed
“Cibaliye Mülteci Kampı’nda alıkonuldum ve yaklaşık dört ay bir İsrail hapishanesinde esir tutuldum. Çok zor günler geçirdik. Tafsilatı ile anlatmanın imkânı yok… Mesela geceleri üzerimize köpekleri salıyorlardı. Çok işkence ettiler bize. Böyle işkence görmedik.”
Mervan Mesad Şa’ar
“Yirmi yaşındayım. Yardım dağıtırken İsrail askerleri tarafından alıkonuldum ve 31 gün esir hayatı yaşadım. Tek suçum ihtiyaç sahiplerine yardım dağıtmaktı. Elektrik, darp, aşağılanma gibi pek çok işkence gördük. Serbest bırakıldıktan sonra bazıları bize, ‘İsrail hapishanesinde yaşadığınız koşullar nasıldı?’ diye sordu. Oradayken yaşamıyorduk ki size ‘yaşam koşulları şöyleydi’ diye bir cevap vereyim.”
Hâlid Ebu’l-Kerîm
“Şucaiyye Mahallesi’ne düzenlenen bir baskın sırasında alıkonuldum ve 35 gün sonra serbest bırakıldım. Ben tutuklu kaldığım süre boyunca ellerim ve ayaklarım sürekli kelepçeliydi. Bunun nasıl bir hâl olduğunu anlatmak imkânsız. Üstüne bir de türlü fiziksel ve psikolojik işkence gördüm. Öyle…”



